Cansu Sönmez
İsimsiz / Untitled, 2019

İçinde doğadaki ögeleri de barındıran beton, artık günümüz algısında medeniyeti temsil eden yeni bir doğa oluşturmuştur. Kent uygarlıkların ihtiyaç duyduğu önemli bir olgudur. Ancak bugün gelinen çarpık düzende kentler uygarlıkların sonu olabilir mi, doğaya sırtını dönmüş bir uygarlık yaşayabilir mi diye sorabiliriz. Temelini George Orwell’ın 1984 adlı kitabında geçen “Yeni Söylem” kavramının görselle birleştirilmiş hali gibidir. Dil ve göstergeler bir kod olarak eleştiriye olanak vermeden önümüze sunulmuştur. Bizler de ihtiyacımız olmayan daha fazla betondan kutular için çalışıp fark etmeden sistemin parçası olmuşuzdur. Bu sistemden çıkış yolu olarak ütopik bir istençle betonun yarattığı distopyaya karşı belki de betonun içindeki suyun hareket etmesini ve doğanın intikamını almasını beklemeliyiz.

Projenin temel strüktürünü mdf plakalar ve ahşap komponentler oluşturmaktadır. Yüzeyin dış görüntüsünde beton sıva, tuğla, alçıpan gibi inşaat malzemeleri kullanılmıştır. Halkaların her biri için bir servo motor yerleştirilerek telden kollarla merkeze vuruş sağlanmış ve böylelikle su damlası hareketi elde edilmiştir. İnşaat seslerinin datasından elde edilen mapping çalışması da yüzey üzerinde hareket etmektedir.
The concrete, which also contains elements in nature, has created a new “nature” that represents civilization in today's perception. The city is an important phenomenon needed by civilizations. However, we can ask whether the cities can be the end of civilizations in a distorted order, or a civilization that has turned its back on nature. The city, which has turned its back on nature in the country, is treated as if everything is normal to our threshold of consciousness with the advertisement slogans and the discourses of politicians who deny it. This is like the combination of the concept of “new discourse” in George Orwell's 1984 book with the visuals. Language and indicators are presented in front of us without allowing criticism as a code. We are also working for boxes of more concrete that we do not need, and we have become part of the system without noticing. As a way out of this system, we should expect a utopian willingness to move the water in the concrete against the dystopias created by the concrete and to avenge nature.

The basic structure of the project consists of MDF plates and wooden components. Construction materials such as concrete plaster, brick, and gypsum were used in the exterior of the surface. For each of the rings, a servo motor was placed and the center was hit with the wire arms and thus the water drop movement was obtained. The mapping work from the data of the construction sounds also moves on the surface.

Mapping: Oğuz Bağcı
cansu sonmez
Cansu Sönmez
Cansu Sönmez, 1991 yılında İstanbul’da doğdu. 2009 – 2013 Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Resim-İş Bölümünden mezun oldu. 2013 yılından itibaren distopya konusundan yola çıkarak, cansız manken fabrikasındaki üretimleri videolaştırdı ve fotoğraflar çekti. Konuyla ilgili çeşitli tekniklerde üretimler yaptı.

Son dönem çalışmalarında ise betonla yaratılan distopik dünyanın eleştirisini yapmaktadır. Kent ve doğa ilişkisini anlatan çalışmalarını malzeme olarak distopyanın kendisiyle, olduğu gibi donuk ve ruhsuz olan betonla anlatmak istemektedir. Disiplinler arası çalışmanın verdiği olanakla sokak sanatından kinetik sanata kadar uzanan çeşitlilikle konuyu irdelemektedir. Şu an da kişisel atölyesinde çalışmalarına devam etmekte ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Temel Sanat ve Tasarım Yüksek Lisans Programında öğrenimini sürdürmektedir.
Cansu Sönmez was born in 1991 in Istanbul. She started her education in 2009 and graduated from Marmara University Atatürk Education Faculty Painting Department in 2013. Starting from the year 2013, she worked on the subject of dystopia and videotaped the productions in the lifeless mannequin factory and took photos. She made productions in various techniques related to her subject.

In her recent works, she criticized the dystopic world created with concrete. She wants to create her works about the relationship between city and nature with the dystopia itself, as dull and soulless concrete as it is. With the opportunity provided by interdisciplinary study, she examined the issue with a variety ranging from street art to kinetic art. She is currently continuing her studies in her own atelier and studying at Mimar Sinan Fine Arts University, Basic Art and Design Master Program.
bang prix isimsiz 4
bang prix Isimsiz 3
bang prix Isimsiz 2