otomata bang prix sergisi
o+oma+a Sergisi
Ağustos 14, 2017
3robotyasasi_isaac_asimov_robot_bang_on
Üç Robot Yasası
Ağustos 16, 2017

İnsan, Makine ve Verilerin Ruhu: POINT ZERO

15.08.2017
"Point Zero, Art Electronica Festivalinin bu yıl teması olan yapay zeka, “The Other I" (Öteki Ben) (7-11 Eylül 2017) başlıklı sergide, önemli sorular soruyor. Bir insanın özü nedir? Veya insan ile ilgili verilerin? Birkaç ipucu almak için Ars Electronica Sanat Yönetmeni Gerfried Stocker, bu yıl gerçekleşecek Ars Electronica'nın konusu ve DRIVE.Volkswagen Group Forum'da gerçekleşen Point Zero sergisini anlatıyor."
Bir insanı insan yapan nedir? Bir makinenin özü nedir veya dijital verilere ne demeli? Bu yılın Ars Electronica Festival temasıyla ilgili soruları Yapay Zeka - “Öteki Ben”e ışık tutmayı hedefliyor. Bu konuyu ele alan sergi, POINT ZERO, POSTCITY Linz'in derinliklerinde insan, makine ve verinin özünü araştırıyor.
Ars Electronica'nın sanatsal direktörü Gerfried Stocker, daha önce düzenlediği bir röportajda festival temasıyla ilgili düşüncelerimiz için büyüleyici bir sunum yaptı. Burada, sanatçıların yapay zeka üzerine çalışmaları, POINT ZERO sergi teması ve Gerfried Stocker’ın kişisel vurguları üzerine anlatımlar gerçekleşti.
Sanatçılar yapay zeka konusuyla nasıl bir mücadele veriyorlar?

Gerfried Stocker: Sanatçıların bu konuyla alakalı tematik olarak iyi tanımlanmış stratejileri ve yaklaşımları mevcut. Özellikle ilgilendikleri alan yapay zekanın etik ve felsefi boyutunun etrafında ortaya çıkan tartışma. Bunun, "zeka nedir" sorusu ile ilgisi var mı? Bizler aslında, zekanın ne olduğunu tarif edebilecek durumda değiliz. Zekanın beynimizde nasıl oluştuğunu ve nasıl emrettiğini bilmiyoruz. Bunun ayrılmaz bir biçimde iç içe geçmiş olması, beyinin kendi konusudur ve insan olmanın özüdür. Yüz yüze kaldığımız en temel mesele olan bu etik-felsefi soru, aslında yapay zekanın insan olma derecesinden daha çok uzakta olduğunu ele almaktadır.

Bu da, makine zekasının insan zekasına yakınlaştırılmasını gerektiren önemli tematik bir alanla bağlantılıdır. Yapay zeka nedir ve biyolojik zeka nedir? Bu eşleştirmede sanatçıların düşüncelerindeki benzerlikleri örtüşünce, bizim sanatsal niyetlerimize göre kullanabildiğimiz, makine öğrenimi ve sanatçılara da üçüncül çalışma alanları doğurdu.

Bir yandan gerçekte insan ve insan zekasının temeli nedir sorusu ve ahlaki bir yaklaşımı var, bir yandan oldukça somut olan bilimsel-teknolojik alandaki durum; öte yandan makine öğrenimi gibi teknolojilerin sanatsal alanlarda kullanıldığı üçüncül yapılar bulunmakta.

Bu alanlar olumlu ve eleştirel olmak üzere iki kutupta toplanıyor. Yapay zekanın insanlık ile uyumlu ve olumlu yönde nasıl geliştirilebileceği üzerine yapılan incelemeler ile sanatsal yaklaşımlar arasında da apokaliptik senaryolar var.
Sanatçıların Yapay Zeka ile yüzleşmeleri nasıl kazanımlar sağladı ?

Gerfried Stocker: Olumlu ve eleştirel olan bu iki sanatsal tutum birbirleriyle ilişkili. En etkili kısmı, bu sanatsal yüzleşme, sanatçıların görüşlerinin oluşturulması ifadesinin kitle iletişim araçlarında sağlanan kısa çıktılardansa yansıma süreciyle görülen sonucudur. Festivalde bu konuyla uğraşmamızın en önemli, belirleyici nedenlerinden birinin “yüzleşme” olduğuna inanıyoruz. Alanda yapay zeka etrafında toplanan, histeri durumunun karmaşasına hakim olan sanatçılara siyah-beyaz resimlere daha fazla gri tonları eklenmelidir. Bu, sanatın etkin biçimde yapabileceği en önemli katkılardan biridir. Ars Electronica festivalimizin başlangıcından bu yana, misyonunun önemli bir parçası olarak gördüğümüz şey: Basitleşmiş temsillerin ötesine geçen daha nüanslı daha karmaşık görüntülerin ortaya çıkışı aynı zamanda tasviri ve varlığı üzerinde çalışmak.
 
 
Yapay zekaya yönelik yaklaşımlar sergi temasına nasıl yansıyorlar?

Gerfried Stocker: Serginin teması POINT ZERO üç ayrı bölümden oluşuyor: Human.0, Machine.0 ve Data.0. Başlıkları, temel alınan, her şeyin başladığı ve azaltılabileceği çekirdeğin bir referansı. Örneğin, bizi insan olarak tanımlayan öz veya ruh nedir? Elbette ki homo sapiens, özel bir biyolojik bir vaka. Machine.0, teknolojiden, mekanik-elektronikten makineye kadar olanın özünü araştırır. Veri.0, salt dijital verilerden kaynaklanır.

Genellikle dijitalden doğan materyal, yani analog medyayla üretilemeyen ve daha sonra sayısallaştırılan şeylerden, daha ziyade doğrudan bilgisayardan kaynaklanan (sanatsal disiplinlerde veya diğer alanlarda yapılan) işlerden bahsediyoruz. İnsanların hayal gücünü uyandıran şey, yakın gelecekte gerçek olmasını beklenen durumların, kod veya yazılım ile en azından sübjektif bir karaktere sahip bir dijital veriyi temel almasıdır.

Makinelerin dünyasında doğanın getirdiklerine benzer üretimlerin olması noktasından hala oldukça uzaktayız. Ancak uzunca bir yol katettik - örneğin, çok iyi hareket edebilen ve hatta uçabilen makineler var. Veri dünyasına daha yeni başladık. Şimdi soru şu ki: Dijital olarak doğan şeylerin temeli nedir?
Dijital doğumdan bahsetmişken: İnsan müdahalesi olmaksızın ortaya çıkan şeylerin bir dili var mı?


Gerfried Stocker: Entelektüel-felsefi araştırma gibi konularda düşünmek oldukça ilginç olmakla birlikte bu soru çok büyük bir önem taşımıyor. Bunların bütünü büyük hipotezlere dayanıyor. İçinde insan bulunmadan birşeylerin ortaya çıkabileceğini söyleyebileceğimiz zamanlardan çok uzağız.

Teknolojinin, yapay zekanın ve robotların insanlığın yerini aldığı bu kıyamet senaryolarında sık sık gözden kaçırdığımız basit gerçek şu ki bu gezegende insanlar tarafından yapılmayan tek bir teknoloji parçası yok. Bu, her durumda, bize zarar veren veya bizden devralan makineler olamayacağı anlamına gelir; Şimdiki kısım ise yaptıklarımızı ve bu olasılıkların gelişmesini nasıl besleyeceğimize konsantre olmak ki bu, insanoğluna zarar vermemeye ve yararlı olmaya devam etsin. Asıl sorumluluğumuz budur.

Bu nedenle, sergideki bağlayıcı unsur aslında insan...

Gerfried Stocker: Bağlayıcı ve etkileyici faktörler.

“Öteki Ben” bizi festival temamız olan referansına güzel bir sebeple geri götürüyor.

Gerfried Stocker: Aslında! “Öteki Ben" sözcüğünün başka bir söyleyişi de düşünmenin, yapay zeka hakkındaki vizyon, korku, olasılık ve fantezilerimizle, kim olduğumuzu, ne yaptığımızı, kim olmak istediğimizi ve gitmek istediğimiz yere ulaşmak için ne yapmamız gerektiğini anlamaya çalıştığımız uzun ve acılı bir yol. Sonucu bize ve ne yaptığımıza bağlı.
 
 
POINT ZERO temalı sergide karşılaşacağımız dikkat çekici noktalardan bahsedebilir misiniz.

Gerfried Stocker: “Point Zero" projeleriyle ilgili en ilginç noktalar, bu karşılaşmanın, makinenin özü, insan ya da verilerle nasıl kesiştiği ve örtüştüğüdür.

Guy Ben-Ary adında bir Avustralyalı sanatçı tarafından üretilen "cellF" kesinlikle en önemli eserlerden biri. Belirli bir yönde gelişmesi için daha sonra uygulanabilecek pluripotent kök hücreler şeklinde hücreleri hazırlamak mümkün. Sanatçının yaptığı tam da bu; sinirsel hücrelere somatik (fiziki) hücreler geliştirerek bu süper minyatür bir beyin türü olan hücre kültürünü yarattı. Elbette, burada bir beyinden bahsetmek çok spekülatif oluyor, çünkü gerçek bir beyin çok sayıda hücreden oluşuyor. Dolayısıyla burada gelişen, sembolik, küçük formlu, sanatçının bedeninin hücrelerinden oluşan bir sinir ağı. Bu demektir ki sembolik, dışsallaştırılmış ben, sanatçının bir çeşit sentezleyici olarak kullandığı başka bir ben ile bu hücreler aktif olduğunda, bilinç, düşünce veya parlak bir fikir üretme noktasına gelmezler fakat beynimizin veya zekamızın temel faaliyetlerini yerine getirirler: yani sürekli birbirine bağlar yaratarak sinyalleri ileri geri gönderirler. Ben-Ary bu sinyalleri seslere çevirir. Dışavurumu; ikinci ben, montaj ve performans için bir araç olarak uygular.
 
 
Lien-Chang Wang'ın "Okuma Planı", olağanüstü güzel bir proje, robotların bir sınıf içerisinde gibi kitaplara göz attığı büyük ölçekli bir projedir. Görsel olarak da inanılmaz güzel!
Refik Anadol'un "Arşiv Rüyası", derin öğrenme temelinde yürütülen bir çalışmadır. Bu, şu anda makine öğrenmesinin en yeteneklisi olan, arşivlerden gelen çok miktarda veri veya bilginin nöral bir ağ ile beslendiğini ortaya çıkaran sanatsal bir proje. Sanatçı, ziyaretçilerin kendilerini sokabildikleri ve bu süreçleri gözlemleyebilecekleri bir alan yarattı. Bu yüksek karmaşıklık ve bilgi işleme yoğunluğunun böyle karmaşık bir sinir ağında nasıl çalıştığını deneyimlemek için oluşturulmuş en iyi araçlardan biri. Bu inanılmaz etkileyici sanatsal bir deneyim. Gerçekten, kendi kendine öğrenen bir makinenin beynine tırmanmanız ve içinde hareket edebilmeniz gibi.
 
 
Akinori Goto'nun eserlerinde hareketi yakalamayla insanları verilere dönüştürmesi benzer şekilde vurgulandı. Bir dansçının hareketlerini sayısallaştırarak elde edilen verileri, 3 boyutlu heykeli değil hareketi yaratmak için kullandı. Ardından, hareket izleme verileri heykele küçük antropomorfik (insan biçiminde) figürler olarak yansıtıldı. Festivalde ilk kez yer alan yeni çalışmada, ziyaretçiler bu 3 boyutlu nesnelere dokunma ve yönlendirme imkanı buluyor. Ziyaretçisinin nesneyi hareket ettirme şekli figürün içine nasıl yansıtıldığını belirler. Böylece, bu sonuç sizi insan hareketine geri döndürür ki, bu heykel elinizle yönlendirebildiğiniz hareket ve dönüşümü vücuttan verilere, makineye ve insan eylemine geri döndürülebilir. Bu eser büyüleyici bir güzelliğe sahip ve anlaşılması inanılmaz derecede de basit.

Bir diğer vurgu ise Maria Yablonina'dan "MoRFES_02". Bu çalışma, bir odada bir ağı döndüren iki robottan oluşuyor. Robotlar iki duvar arasında ileri geri hareket ederek karşılıklı ipleri duvar kancasına asıyor, ipi diğer robota veriyor, tekrar asıyor... Böylece odada kendi içlerinde büyük bir örgü örüyorlar. Bu eserdeki teknik ilerleyiş görmeye değer.
Gerfried Stocker medya sanatçısı ve telekomünikasyon mühendisi. 1991'de etkileşim, robotik ve telekomünikasyon unsurlarını içeren çok sayıda enstalasyon ve etkileşimli performans sunumları devam eden disiplinler arası projeler yürüten bir ekip olan x-space'i kurdu. Gerfried Stocker 1995 yılından bu yana Ars Electronica'nın sanatsal direktörülüğünü yapmaktadır. 1995-96 yıllarında Ars Electronica Center'ın öncü yeni sergi stratejilerini geliştiren sanatçı ve teknisyen ekibine başkanlık etti ve tesisin Ar-Ge departmanı Ars Electronica Futurelab'ı kurdu. Ars Electronica'nın 2004'ten beri sergilediği uluslararası sergiler dizisini tasarlamakta ve uygulamalarını yürütmekte, 2005 itibariyle planlanmış olan tematik yenilenmenin ve büyümenin yeni Ars Electronica Center'ın planlanması ve tematik yenilenmesini sürdürmektedir.
POINT ZERO sergisi, 7-11 Eylül 2017 tarihlerinde Ars Electronica Festivali sırasında POSTCITY Linz’de devam edecektir. Festival hakkında daha fazla bilgi edinmek için
Bu yazı "Ars Electronica Blog" üzerinden Özge Çokgezen tarafından çevirilmiştir.