nao_robot_bilin_deneyin_bang_prix
İnsansı Robot Nao “Bilin Deneyin” Programına Konuk Oldu
Şubat 26, 2018
memorial_bahcelievler_artbiztech_bang_prix22
Hastane Deneyimi Sanatın İyileştirici Gücü ile Buluşuyor
Mart 9, 2018

Sanatta: Yeni Gerçeklik

Grotesk Serisi _Ozgur_Balli_bang_On2
05.03.2018
18. yy'da başlayan makineleşmeyle ulaşılan endüstri devriminden, 20. yy ortalarına kadar olan süreçte, makineleşmenin sanata getirdiği yeni estetiğinin ön plana çıkması ve endüstrileşmenin yaygınlaşması ile hız kazanan evrensel dinamizm, sanat olaylarında farklı yönelimlere sebep olmuştur. Örneğin Fütüristlerin resimdeki kronofotografi üslubu, kübistlerin yapısal biçim dili, 1910 yılından itibaren, endüstri çağının başladığı dönemlerde dijital teknolojilerin geliştirilebilmesi anlamında günümüzde birer öncü örnek olarak sanat tarihinde yerini almıştır.

20. yüzyılın ortalarından günümüze gelen zamana kadar ise makine ve teknolojik aletler gibi unsurların kullanıldığı tüm bu disiplinler, dijital teknolojilerin ve kavramların sanat alanı içerisinde yer almalarına öncül olmuştur.Bu disiplinlerin teknoloji ile olan birleşimi ve etkileşimi günümüz sanatı açısından çok daha farklı açılımların, kodlamaların ve kavramların oluşmasına olanak sağlamıştır.

Gelişen teknolojinin olanakları görsel algı şeklimizi ve nesneleri kavrama düzeyimizdeki gerçeklik algısını değiştirerek, farklı izleme biçimleri sunan bir ortamı meydana getirmiştir. Kitlesel iletişim araçlarıyla yayılan imgeler, dönüşerek yeniden üretilmekte ve özne ile nesne arasındaki gerçeklik düzlemi artık kaybolmaktadır. Sanatın kavramları içerisinde bulunan gerçeğin sorgulanma süreci yeni bir boyut kazanarak kavranan bu gerçekliğin somutluğu yerini simülasyon üretimlere bırakmaktadır. Post-yapısalcı felsefenin önemli kuramcılarından Baudrilard'a göre simülasyon düzeyinde, nesne artık imgeye taşınmış, imge dil olmaktan çıkarak gerçeğin kendisine dönüşmüştür.

Nesne kavramını ve algısının değiştiği böyle bir ortamda, sanatta yeterlik düzeyinde yaptığım çalışmalarım da bu temeller üzerine oturmakta ve sanat nesnesini estetik kavrayışın merkezinde bırakmayarak günümüz dijital ve dijitalleşen hayatın bir çok sorunu ve dinamiğiyle ilişkilenir düzeyde ele almıştır.

Bu süreç dahilinde gelişen işler dijital sanat ve yeni medya başlıkları altında toplanarak bir kaç ana kavram üzerinden karşımıza çıkmaktadır.

Bu kavramlarının birisi; "gelecekçilik" kavramdır. Bruce Wands'ın Dijital Çağın Sanatı adlı kitabında da değindiği; "Geleceğin sanatçıları bilgisayarların olmadığı bir dünyayı asla bilmeyecekler ve bu yüzden onların teknolojiyle yaratılan sanat ile çağdaş sanatın başka türleri arasında bir ayrım yapmaları da mümkün olmayacaktır" ifadeleri çalışmaların doğasında yatan teknoloji ve dijitalizasyon ile ulaşıalcak yeni medya kültürüne bir referans olmaktadır.

Gelecekçilikte ki “daha hızlı ve daha çok” söylemi ile; geleceğe duyulan özlemi günümüzde hiç de yadsımazdan yaşıyoruz. Beklenen bu gelecekte yani günümüz dünyasındaki görsel kültür ve teknoloji içerisindeki düşüncelerimiz büyük bir hızla başka bir uzama doğru evrilmekte…

Yaptığım eserlerde kullanılan teknoloji temelli üretimler günümüz sanatındaki çağdaş yaklaşımlara yeni bir ortam yaratma çabasındadır. Günümüz sanatının ilgilendiği, konulara ve "yeni" söylemiyle oluşan bu dijital kültüre özgün yaklaşımlarla katkı sağlamaya çalışmaktadır. Tam da bu bağlamda değineceğim bir diğer kavram ise günümüz terminolojisinde bulunmasa da benim üzerine çıkarımlarda bulunduğum "son gerçeklik" kavramıdır. Herkesin bilgisayarla yeni bir ortam içerisinde bulunduğu dijital dünyanın içerisinde kitlesel iletişim araçlarıyla yayılan imge kültü, imgelerin imgelerine dönüşerek yeniden üretilmekte ve özne ile nesne arasındaki gerçeklik düzlemi ortadan kalkmaktadır. Ortadan kaldırılan bu düzlem için yaşadığımız an'ı "son gerçeklik" olarak tanımlamaktayım. Son gerçeklik tanımını birazcık daha açacak olursak; var oluşunu zihnimizden bağımsız olarak temsil eden "Gerçeklik" tanımının aksine zihnimizin gerçeğin doğasını anlamlandıramadığı zaman dilimi için kullanılan bir ifadedir.

AR Heykeller: Grotesk serisi çalışmalarında da bu kavramlar üzerine, teknoloji ve sanal dünyadan yararlanılarak yeni bir gerçeklik yaratılmaya çalışılmıştır. Artırılmış gerçeklik olarak tanımlanan bu yeni gerçeklik; gerçek dünyadaki fiziksel ortamı, bilgisayar aracılığıyla oluşturulan duyusal girdilerle canlı, dinamik ve gerçek zamanlı olarak hissedip yaşamamızı sağlamaktadır. Qr Code'lar ile üretilen ve sadece akıllı telefonlarımız ile deneyimleyebileceğimiz "Grotesk Serisi" çalışmaları yeni medyumlar üzerinden bizlere yeni deneyimler sunmakla birlikte imgeyi katmanlara bölerek bu katmanlar arasındaki ilişkileri, tuhaf, farklı ve tartışılır bir beden üzerinden ortaya koyar. Dijital teknolojilerinin giderek yaygınlaştığı bu sanat söylemleriyle gerçeklik algısını deformasyonlar halinde sunulduğu ve günümüzde grotesk yapılara dönüştüğü çıkarımında bulunulmuştur. Grotesk'leşen görüntünün yaratılan artırılmış gerçeklik ile olan bağı bu işlerde temel sorgulama alanı olarak konu edinilmiştir.
Arş. Gör. Özgür Ballı
Hacettepe Üni. G.S.F. Heykel Bölümü
(bang. Art Innovation Prix 2017 Katılımcısı)